Sinema

KarART, sanatın önemli bir kolu olan sinema alanında, gerek yapımcı gerek kast direktörlüğü ve ortaklıklar çerçevesinde önemli çalışmalar başlatmıştır. Bu bağlamda, ulusal ve uluslar arası işbirlikleri ile önemli sinema projelerini ve orgnaizasyon çalışmalarına hız vermiştir. Bu alanda belirli bir birikim ve tecrübe ile hareket eden KarART, senaryo yazarlarının gönderdiği metinlere açıktır. Gerek kendisinin ürettiği gerek teklif edilen çalışmaları incelemekte, bu çerçevede kabul gören çalışmalar için maddi destek çalışmalarının yanı sıra, teknik ve kreatif alandaki sektörün diğer alanlarıyla hareket edebilecek bir zemin de hazırlamaktadır. Sinema alanında değerlendirilebilecek belgesel yapımcılığı da KarART’ın önem verdiği bir alandır. Metin yazarı, yönetmen ve teknik ekipleri sayesinde, bu alanda önemli çalışmalar başlatılmıştır.


Yayıncılık

Prestij Kitap yayımcılığının yanı sıra, kitap yayımcılığının farklı kulvarlarında, çocuk ve yetişkinler için projeler hazırlanmaktadır. Bir yayımcı kimliğini hedefleyen, aynı zamanda farklı alanlarda, kamusal alana teklifler götüren ve yayımcılık çalışmalarını yoğunlaştıran KarART, şehir, insan, kültür ve tarih gibi ana başlıklarda çalışmalarına hız vermektedir.


Tiyatro

Tiyatro alanında KarART’ın geçmişten gelen önemli bir birikim ve tecrübesi vardır. Tiyatromuzun geleneksel kökleri ve bu alanın ustalarıyla yaptığı çalışmalarla önemli bir birikime sahip olan KarART, yeni sahneleme biçimleri ve tekniklerle hazırladığı oyunları, Türkiye genelinde seyirciyle buluşturmaktadır. Bir yapımcı kimliğiyle tiyatro oyunları hazırlamakta, bu oyunların organizasyonunu üstlenmektedir. Önemli olay ya da kişilerin biyografik ya da tarihi olayları ya da farklı konularda, sahnenin yeni teknolojik imkânlarını (mapping, hologram gibi…) rahatlıkla uygulayabilen teknik ekibiyle, büyük gösteriler de hazırlamaktadır. Bu alanda festivaller düzenleyecek bir alt yapıya ve insan gücüne sahip olan KarART, gerek önerdiği gerekse teklif edilen farklı alanlarda yaptığı işlerle, önemli bir organizasyon tecrübesine sahiptir.

İki Efendinin Uşağı

Oyun Hakkında;
Pantolone kızı Clarice'i Dottore'nin oğlu Slvio ile evlendirmeye karar vermiştir ve evinde bir tören düzenler. Gençler birbirlerine çok aşıktır. Daha önce kızını evlendirme sözünü verdiği ve öldüğünü öğrendikleri Federico Rasponi'nin bu törene gelmesiyle işler karışır. Aslında gelen Rasponi'nin kılığına girmiş kız kardeşi Beatrice'dir. O da abisi ile yaptığı düellodan sonra kayıplara karışan sevgilisi Florindo’yu bulmak istemektedir. Şehirde olan Florindo ve Beatrice farkında olmadan aynı uşağı işe alınca işler daha da karışmıştır. Oyun geleneksel motiflerimizle harmanlanarak bugüne taşındı.
Halk tiyatrosunun farklı coğrafyalarda bile olsa ortak noktası olan göstermeci yaklaşım çıkış noktamız oldu. Hayat, aşk, para ve kimlikler üzerinden akıp giderken birileri ölür hem de her gün.
Oyun Ekibi
Yazan: Carlo Goldoni
Çeviren: Rekin Teksoy
Yöneten: Özlem Turhal de Chiara
Dramaturg: Dilek Tekintaş
Sanat Tasarım: Tuluğ Ünlütürk
Koreografi & Akrobasi: Arda Alpkıray - Emilio (Napoleao) de Chiara
Repetitör: Verda Habif
Dekor Uygulama: Murathan Yılmaz
Aksesuar Uygulama: Demet Ergün
Müzik: Almir Güngör
Makyaj Tasarımı: Umay Korgül Gelgör
Sahne Amiri: Berna Güler
Oyuncular: Uğur Baloğlu, Türkü Deyiş Çınar, Gözde Demirtaş, Dilan Düzgüner, Arda Alan Işık, Volkan Işılay, Sinan Mutlu, Aras Şenol, FedericoVillatico, Emirhan Yolsal

Yapımcı: Osman Genç


Müzik

Konser organizasyonlarından albüm yapımcılığına ve menajerliğe geniş bir alanda, müzik sektörünün içerisinde olan KarART, bu alanda nitelikli ve ses getiren çalışmalar planlamaktadır. Dünya müziği ve müzik alanındaki yeni trendleri yakından takip ederek, yeni sanatçılarla müziğe yön verecek yeni seslerin duyulmasında öncülük edecek çalışmalar hazırlamaktadır.

Sedat ANAR


Sedat Anar, 1988/ Şanlıurfa / Halfeti doğumludur.Müzik hayatına,çocuk yaştan itibaren dedesinin anlattığı masalları ve yerel türküleri dinleyerek başladı.On yaşından itibaren bağlama ve erbane(daf) çalmaya başladı.2007’de Hacettepe Üniversitesi tarih bölümünü kazandı ve Ankara’ya yerleşti. Santuru ve doğu müziğini öğrenmek için belirli aralıklarla İran’a seyehatlar yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir.İran’da Navid Pirmohammedi’den ve Cavid Mousapour’dan santur,Arash Ruygardan erbane(daf) ve Nevid Müsmir’den tenbur ve dutar dersleri almıştır.İran’da eğitimini aldığı enstrümanları geleneksel formatıyla öğrendikten sonra kendine has bir üslup ortaya koyarak icra etmektedir.İcra ettiği enstrümanlarda kendi üslubunu yaratmıştır.Yaptığı bestelerde geleneksel dini müzik formatından beslenerek jazz,blues,ortadoğu,mezopotamya ve Anadolu müziğini ortak bir noktada buluşturmuştur.

Sedat Anar’ın üçü kalan müzik,ikisi ahenk müzik ve Kültür ve Turizm Bakanlığı etiketiyle yayınlanmış toplam beş albümü bulunmaktadır.Bu albümlerdeki tüm besteler Sedat Anar’a aittir. 2013′ te Ahenk müzik etiketiyle ‘Belagat’ adıyla türkiye’deki ilk solo santur albümünü çıkarmıştır.Daha sonra kalan müzik etiketiyle,tasavvufa giriş kitabı olarak bilinen ve bu kitaptaki şiirlerin bestelerinden oluşan ‘Amak-ı Hayal’ adlı albümü; büyük mutasavvıf Yunus Emre’nin günümüze kadar bestelenmemiş şiirlerinin bestelerinden oluşan ‘Aşık ölmez-Yunus’un izinden’ adlı albümü ve yine büyük bir mutasavvıf olan Niyazi-i mısri hazretlerinin şiirilerinin bestelerinden oluşan ‘Çağırıram Dost’ adlı üç albümü ve son olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle biri enstrümantel,diğeri sözlü eserler olmak üzere iki cd’den oluşan Ehl-i Beyt Besteleri adlı albümü yayınlanmıştır.bu albüm Türkiye Yazarlar Birliğince verilen 2016 Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödüllerinde Müzik dalında ödüle layık görülmüştür.

Yaptığı müziğe dair,Türkiye’nin sanat ve edebiyat dünyasının önde gelen isimlerince(Doğan Hızlan, Kemal Sayar,Hilmi Yavuz, Sadık Yalsızuçanlar, Semih Kaplanoğlu,Ahmet Telli,Naim Dilmener, Murat Beşer )olumlu ve gelecek vaat eden yazılar yazılmıştır.Ayrıca birçok tiyatro oyununa,belgesel ve kısa filme müzikler yapmıştır..Bazı albümlerde ise besteriyle ve aranjmanıyla yer almıştır.

Türkiye’de ve Almanya,İran,Rusya,Makedonya,Kosova,Avusturya,Tataristan,Azerbeycan,Yunanistan Karadağ gibi ülkelerde yüzü aşkın konser vermiştir.İki yıl boyunca TRT’de ve Ankara Devlet Tiyatrosunda sözleşmeli ve misafir sanatçı olarak çalışmıştır.

Halen İstanbul’da yaşamaya devam eden Sedat anar,Ortadoğu müziğini yakından tanımak için zaman zaman Ortadoğu ülkelerine gidiş gelişler yapmaktadır.Niyazi-i Mısri,Yunus Emre,Fuzuli,Mevlana,Ahmet Yesevi,Ferüdüddün Attar,Şeyh galib,Osman Kemali Baba,Muhammed Nasuhi,Filibeli Ahmet Hilmi Efendi,Ümmi Sinan,İbni Arabi gibi büyük mutasavvufların şiirlerini ve hikayalerini müzikalleştirme çalışmaları devam etmektedir.


An'dan İÇERU

Müzik grubumuz, gelenekten aldığı kültürel mîrâsı, çağdaş besteleriyle sahneye taşıyarak, dinleyicileri ruhsal bir yolculuğa dâvet ediyor.

Sazlar, koro ve dans performansı birleşerek, müzik-söz ve beden diliyle, dinleyiciye bir hikâye aktarılıyor.

Hikâyemizin konusu aşıklık hâli... Şarkılar bir bütünsellik içinde birbirini tamamlayarak, âşığın içsel yolculuğunu ve aşka nasıl dâvet edildiğini anlatıyor

İrfan Seyhan & Özgür Babacan

İrfan Seyhan 1987 yılında Trabzon’un Of ilçesinde doğdu. 16 yaşında kemençeyle tanıştı. 2005 yılında TRT Türk Halk Müziği Gençlik Korosunda 2 yıl süreyle enstrümanını icra etti. 2007 yılında İstanbul’a gelip müzik hayatına çeşitli sanatçılar ve gruplarla devam etti. 2009 yılında kemençe kurslarını açtı. Birçok albüme kemençesiyle eşlik etti. Halen kemençe sanatını Karadeniz müziğinin değerli sanatçılarıyla icra etmekte olan İrfan Seyhan, kemençe kurslarını devam ettirmektedir. Karadeniz müziğindeki ilk projesine Özgür Babacan ile 2013 yılında amatör kayıtlarla başladı. Beraber icra ettikleri türkülerle büyük beğeni toplayan Özgür Babacan ve İrfan Seyhan 2015 yılı Mart ayında ALABANDA isimli albümleriyle dinleyicileriyle buluştu…

1987 Tarsus doğumlu olan Özgür Babacan müziğe küçük yaşlarda gitar ile başladı.Uzun seneler gitarda klasik müzik, jazz, flamenko armonileri çalıştı.Lise dönemlerinin sonuna doğru perdesiz gitar ile tanışan sanatçı perdesiz gitar ile beraber makamsal müzik yapısı ve Türk müziği hakkında fikir sahibi oldu.Müziğin herkesin anlayabildiği yegâne dil olduğunu düşünen sanatçı, kendisini ifade etmenin en iyi yolunun bu olduğuna karar verdi.Halk müziğine ve türkülere olan tutkusu onu ifadesinin en yalın olduğu müzik formatına itti.Ruhuna annesinin nefesinin üflendiğine inanan sanatçı, Karadeniz ve Laz türkülerinde özünü bulduğuna inanmaktadır.İrfan Seyhan ile 2013 yılında oluşturduğu Karadeniz projesini 2015 yılında 'Alabanda' isimli ilk solo albüm projesi ile sevenleriyle buluşturmuştur.